Pasif çocukların özellikleri nelerdir ?

Gurboga

Global Mod
Global Mod
Bunun tam tersi de mümkündür. Çocuğun her kararını ebeveyn veriyorsa çocuk kendi karar verme becerisini yeterince kullanamayabilir.

CDC'nin güncel çocuk gelişimi önerileri; sıcak ve duyarlı iletişimi, öngörülebilir ebeveyn davranışlarını, rutinleri, uygun sınırları ve sert olmayan disiplini destekliyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri

Özellikle fiziksel cezalandırma konusunda kanıtlar oldukça nettir. Dünya Sağlık Örgütü, fiziksel cezanın çocukların fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerinde zararlarla ilişkili olduğunu ve davranış problemlerini zaman içinde artırabildiğini bildiriyor. Dünya Sağlık Örgütü+1

Bu nedenle “Çocuk biraz sertleşsin, kendini savunmayı öğrensin” düşüncesiyle korkutma veya fiziksel cezaya başvurmak sağlıklı bir çözüm değildir.

Pasif Çocuklar Akran İlişkilerinde Daha mı Savunmasızdır?

Bu konuda özellikle okul ortamına dikkat etmek gerekiyor.

Kendi sınırlarını ifade etmekte zorlanan bir çocuk, bazı akran gruplarında daha kolay yönlendirilebilir. Fakat burada “pasif çocuk kesinlikle zorbalığa uğrar” gibi bir sonuç çıkarmak da doğru olmaz.

Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi'nin 2021/2022 HBSC verileri, 11, 13 ve 15 yaşlarındaki gençlerde zorbalık, siber zorbalık ve akran şiddetini; cinsiyet, yaş ve sosyal eşitsizlik gibi faktörlerle birlikte inceliyor. Yani akran ilişkilerindeki riskler tek bir kişilik özelliğiyle açıklanamayacak kadar karmaşık. Dünya Sağlık Örgütü

Ayrıca ebeveynlik ile zorbalık arasındaki ilişkiyi inceleyen 107 çalışmalık ve 162.203 katılımcıyı kapsayan bir meta-analiz, ebeveynlik tarzları ile zorbalığa maruz kalma ve zorbalık davranışı arasında ilişkiler bulunduğunu, ancak çalışmalar arasında önemli farklılıklar olduğunu ortaya koydu. PubMed

Bence buradan çıkarılacak en önemli sonuç şu:

Çocuğa yalnızca “kendini savun” demek yetmez. Çocuğun kendini savunabileceği güvenli bir sosyal ortam da oluşturulmalıdır.

Pasif Davranışın Olumlu Tarafları da Olabilir mi?

Kesinlikle olabilir.

Sessiz çocukların tamamını sorunlu görmek ciddi bir hata olur.

Bazı çocuklar önce gözlemleyip sonra harekete geçer. Bazıları tartışmaya girmektense uzlaşmayı tercih eder. Bazıları başkalarının duygularını hızlı fark eder. Bazıları da kalabalık gruplarda değil, birebir ilişkilerde çok daha rahat iletişim kurar.

Örneğin 10 yaşındaki bir çocuk sınıfta liderlik rolü üstlenmek istemeyebilir fakat iki yakın arkadaşıyla son derece güçlü bir iletişim kurabilir. Bu durumda “lider değil” demek ile “pasif” demek arasında önemli bir fark vardır.

Aynı şekilde sakin olmak, düşük özgüven anlamına gelmez.

Hatta çocuğun kendine güveni ile dışa dönüklüğü birbirinden ayırmak gerekir. Çok konuşan bir çocuk her zaman özgüvenli olmadığı gibi sessiz bir çocuk da otomatik olarak özgüvensiz değildir.

Erkek Çocuk ve Kız Çocuk Arasında Fark Var mı?

Bu konuda cinsiyet kalıpları özellikle dikkatli ele alınmalı.

“Erkek çocuk kendini savunmalı, kız çocuk daha hassastır” gibi beklentiler çocukların gerçek davranışlarını anlamamızı zorlaştırabilir.

WHO'nun geniş kapsamlı HBSC çalışmaları, çocuk ve gençlerin sağlık ve iyilik halinin cinsiyetin yanında aile, akran, okul ve sosyoekonomik koşullarla da ilişkili olduğunu gösteriyor. 2013/2014 çalışması yaklaşık 220.000 gençten, 2017/2018 çalışması ise 45 ülke ve bölgeden 220.000'den fazla gençten veri topladı. Dünya Sağlık Örgütü+1

Bu nedenle bir erkek çocuğun ağlaması veya yardım istemesi “zayıflık”, bir kız çocuğun itiraz etmesi ise “fazla agresiflik” olarak yorumlanmamalı.

Tam tersine, bütün çocukların hem empati kurmayı hem de sınır koymayı öğrenmesi gerekir.

Bence sağlıklı hedef “pasif olmayan çocuk” yetiştirmekten ziyade gerektiğinde sakin kalabilen, gerektiğinde hayır diyebilen, yardım isteyebilen ve başkasının sınırlarına da saygı gösterebilen çocuk yetiştirmektir.

Pasif Davranış Gösteren Çocuğa Nasıl Yaklaşılabilir?

İlk adım çocuğun yerine sürekli konuşmamak olabilir.

Örneğin restoranda çocuk ne istediğini söylemekte zorlanıyorsa hemen onun adına sipariş vermek yerine biraz zaman tanınabilir.

“Sen ne istiyorsun?” diye sorulabilir.

“Bilmiyorum” dediğinde seçenekler sunulabilir:

“Çorba mı istersin, makarna mı?”

Böylece çocuk karar vermeyi küçük adımlarla deneyimler.

Benzer şekilde oyuncak paylaşımı konusunda “Hadi ver, ayıp olmasın” demek yerine:

“Sen şu anda paylaşmak istiyor musun?”

sorusu daha öğretici olabilir.

Çocuk istemediği bir şeye “hayır” dediğinde, sırf yetişkinin beklentisine uymuyor diye hemen bastırmak yerine bu sınırın nasıl ifade edildiği üzerinde durulabilir.

“Hayır diyebilirsin ama bunu karşındaki kişiyi kırmadan nasıl söyleyebiliriz?”

Bu yaklaşım pasifliğin tersini agresiflik olarak görmez. Çocuğa pasiflik ile saldırganlık arasında üçüncü bir seçenek, yani sağlıklı ve kararlı iletişim olduğunu öğretir.

Ne Zaman Daha Fazla Dikkat Etmek Gerekir?

Çocuğun sessiz olması tek başına profesyonel değerlendirme gerektirmez. Ancak davranış çocuğun okul hayatını, arkadaşlıklarını, aile ilişkilerini veya günlük işlevselliğini belirgin biçimde etkiliyorsa konu daha ciddi ele alınmalıdır.

Örneğin çocuk:

- Sürekli dışlanıyor veya dışlandığını söylüyorsa,

- Zorbalık karşısında yardım istemiyorsa,

- Okula gitmek istemiyorsa,

- Yoğun kaygı veya korku gösteriyorsa,

- Kendi ihtiyaçlarını neredeyse hiçbir ortamda ifade edemiyorsa,

- Daha önce yaptığı becerileri kaybettiyse,

- Sosyal veya iletişimsel gelişimi konusunda belirgin endişeler varsa,

ebeveynin çocuk doktoru, okul psikolojik danışmanı veya uygun bir çocuk ruh sağlığı uzmanıyla görüşmesi faydalı olabilir.

CDC de gelişimle ilgili kaygı olduğunda beklemek yerine sağlık uzmanıyla konuşulmasını ve gerektiğinde standartlaştırılmış gelişimsel taramaların kullanılmasını öneriyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri

Sonuç: Amaç “Pasifliği Yok Etmek” Değil, Çocuğun Sesini Güçlendirmek

“Pasif çocuk” ifadesi kullanılırken en büyük risk, çocuğun davranışını kişiliğinin tamamıymış gibi görmektir.

Sessiz olmak sorun değildir. Çekingen olmak da tek başına sorun değildir. Uyumlu olmak da öyle.

Sorun, çocuğun kendi tercihlerini ifade etme, sınır koyma, yardım isteme ve gerektiğinde kendini koruma becerilerinin sürekli olarak yetersiz kalması durumunda ortaya çıkabilir.

Erkeklerin daha veri odaklı, kadınların ise daha duygusal veya toplumsal düşündüğü şeklinde kesin bir ayrım yapmak yerine, bu iki yaklaşımın güçlü taraflarını birleştirmek daha anlamlıdır. Veriler bize davranışın sıklığını ve bağlamını gösterir; çocuğun duyguları ve sosyal çevresi ise davranışın arkasındaki hikâyeyi anlamamıza yardım eder.

Çocuğu “pasif” diye etiketlemek yerine “hangi durumda kendini ifade etmekte zorlanıyor?” sorusunu sormak çok daha yapıcıdır.

Belki de forumda asıl tartışılması gereken soru şu:

Çocuğun sessiz kalması gerçekten bir problem mi, yoksa yetişkinlerin çocuklardan beklediği davranış kalıbına uymadığı için mi problem olarak görülüyor?

Bir başka önemli soru da şu: Sizce bir çocuğun kendine güvenli olduğunu gösteren en güçlü davranış nedir: yüksek sesle konuşması mı, gerektiğinde “hayır” diyebilmesi mi, yardım istemesi mi, yoksa başkalarının baskısı altında kendi kararını verebilmesi mi?

Kaynaklar: CDC'nin çocuk gelişimi ve gelişimsel basamakları rehberleri; Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi HBSC raporları; Dünya Sağlık Örgütü'nün çocuklarda fiziksel ceza ve ruh sağlığı kaynakları; çocuklarda ebeveynlik ve zorbalık ilişkisini inceleyen sistematik derleme ve meta-analiz. PubMed+3Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri+3Dünya Sağlık Örgütü+3
 
Üst